20/5/2006 - KEHANETLER
KEHANETLER  Giovanni Scognamillo'nun bir derleme kitabı yayınlanmıştı yıllar önce; "Geleceğinizin Anahtarları" adı altında. Yeni baskısı yapıldı mı, bilemiyorum...
Scognamiillo, o kitabında "gelecekten haber veren geleneksel uygulama ve disiplinler"in başlıcalarına kısacık değinerek bu konuda çok genel bir tarihî ve kültürel perspektif sunmaktaydı okurlara.
Kitapta I-Ching'den Astroloji'ye, Nümeroloji'den Tarot'a birçok başlık yeralmaktaydı, ve ben, kendi hesabıma, bunların pekçoğunun adını bile ilk kez Scognamillo'dan öğrendim...
Bu sözünü ettiğim kitap (Geleceğinizin Anahtarları, Giovanni Scognamillo; Koza Yayınları, 1975) ilk kez 26 yıl önce yayınlanmıştı, ve o günlerde ne birsürü televizyon kanalımız ne bilgisayarımız vardı dünyayı ayaklarımıza getirecek...
O günlerde Amerika'yı Faulkner'la dolaşır, İngiltere'nin kasvetliliğini Woolf'la yaşar, Almanların da tıpkı bizim gibi acılar çeken insanlar olduğunu Böll'den öğrenir ve Paris kahvelerindeki Croissant'ın adını Beauvoir'dan öğrenip tadını hayal etmeye çalışırdık...
Kitaplar, imgelem gücümüzle elele verip dünyayı karış karış dolaştırırdı bize. Entellektüel zevklerimizin muhteşem objeleriydi kitaplar...
Ve benim, Astroloji konusundaki tek kaynak kitabım bir komşumuzun, Ferhunde Teyzem'in, Ruya Tabirnamesi kitabının arkasındaki on iki sayfadan ibaretken, bir gün, Giovanni Scognamillo adında birinin "Geleceğinizin Anahtarları" adıyla bir kitabının yayınlandığını öğrendiğimde ne kadar heyecanlandığımı varın siz düşünün...
Scognamilllo'yu da tanımıyordum tabii o günlerde... İsminden yola çıkarak "İtalyan bir yazar herhalde" diye düşünmüştüm. Aynı ülkenin havası ve suyuyla yetişip büyüdüğümüzü sonradan öğrendim. "Benim" zannettiğim "Boğaziçi"min sularını benden önce seyrettiğini, bu sularda benden daha uzun süre yıkandığını, ve bu suların benden daha fazla sahibi olduğunu da...
Bildiğim kadarıyla Scognamillo, özellikle Tarot konusunda derinlikli bir bilgiye sahip, ve eskiden her sabah mutlaka Tarot açıp güne başlamak alışkanlığındaymış. Sonra, her sabah açtığı Tarot kartlarının "isabetliliğinden" rahatsızlık duymaya başlamış ve bu alışkanlığından vazgeçmiş...
Herşeyin önceden belirlenmiş olduğu duygusuna kapılmak istememiş büyük olasılıkla... Bu duygunun, ilk bakışta "rahatlatıcı" gibi görünse de, derinlemesine düşünüldüğünde insanı umutsuzluğa sevkeden ve yaşama şevkıni ve enerjisini azaltan bir etkiye yol açtığını söylüyorum hep, biliyorsunuz...
Belki de bu değildi rahatsız olduğu; ve "belirlenmişliği" rahatlıkla kabul etmiş, ama sadece bu belirlenmiş olanı "önceden bilmek" istememişti; kimbilir...
İnsan olmak tuhaf birşey zaten... Ancak birşeylerin büyüsüne kapılmakla / birşeyleri mutlak doğru kabul etmekle kendimize bir "varoluş" platformu oluşturabiliyoruz galiba...
"Basit yaşamayı" bilemediğimizden / beceremediğimizden olsa gerek... (Yalçın Ergir'in kulakları çınlasın.)
Aslında "basit yaşamayı" beceremeyenler daha ziyade erkekler gibi geliyor bana ama... Yani, kadınlara kalsa...
Herneyse... Buradan farklı ve bambaşka bir tartışma alanına girmeyeyim de, bugün yazmak istediğim konuya dönmeye çalışayım...
"Çalışayım" diyorum, çünkü bu yazıda bunu beceremiyor olduğuma dair bir duygu var içimde, hernedense? (!)
Zira bugün, size "Nümeroloji" hakkında yazmak üzere oturdum bilgisayarın başına. Nümeroloji konusuyla ilk kez 26 yıl önce Scognamillo'nun kitabı sayesinde tanıştığım için de önce o yıllara gittim, sonra da bugüne dönüvermek pek kolay olmuyor sizin de gördüğünüz üzere...
Nasıl kolay olsun ki?.. Bende bu fil hafızası oldukça...
Nümeroloji der demez kitabı gördüğüm, satınaldığım gün geliveriyor aklıma... Yolda okuya okuya eve yürüyüşüm, isim sayımı apartmanın merdivenlerinde hesap edişim ve karakter tahlilimi bir çırpıda okuyup eve girip annemin, kızkardeşimin, babamın isim sayılarını hesap edişim... Dışarıdaki yakıcı güneş ve balkonuma dallarını ve vişnelerini cömertçe uzatan o küçücük ama beni varlığıyla mutluluklara garkeden ağaç...
Ben "sayıların" bir dili olduğuna inanananlardanım. Evrenin, olağanüstü düzeninin matematiksel bir tasarımı olduğunu düşünüyor ve bana, kendi varlığımızın/varoluşumuzun da tesadüfî olmadığı duygusu veren bu sayısal düzen hakkında bir fikir sahibi olabileceğimize inanıyorum.
"Adlarımız" örneğin... Onları oluşturan sembollerin karşılık geldiği sayıların bir toplamı olarak temel kişilik özelliklerimizi yansıtıyorlar... Ya da doğum tarihlerimiz...
Burada, gözünde Pozitivizmin gözlüğü olmadan burnunun ucunu bile göremeyen kişilerin olası itiraz seslerini duyar gibi oluyorum: "Hangi 'tarih'; 'tarih' ne; kimin 'milad'ı; hangi 'hicret' vb." sorularla konuya yaklaşıyorlar...
Haklılar bence. Bunlar, sorulması gereken sorular. Ben de bunları hep sorageldim, ve sormayı sürdüreceğim. Ama, sorduğum ve soracağım her sorunun "cevabını önceden bildiğimi varsaymamak" gibi bir hasletim var, ve her cevabın, "kendi içinde, ve "kendi için" doğru olabileceğini biliyorum...
"Nasıl oluyor da oluyor" sorusunun olası cevaplarını ve bu konunun detaylarını gelecek haftaya bırakarak, size Internet üzerindeki en güzel "kehanet" sitelerinden birinin adresini vermekle yetiniyorum bu hafta:
http://thenewage.com/oracles/index.asp?orig=
Burada Nümeroloji de var. Gidip bir bakın bakalım... Bu site pek hoştur, ve Internet sitelerinin sayısı sadece birkaç "bin" iken yapılan bir yarışmada birincilik ödülü alıp zamanının "en güzel site"si unvanını kazanmıştı...
|